İSTANBUL - ŞİLE
Şile denince ilk akla gelenler Şile Deniz Feneri, Şile Bezi, Şile Kalesi, Akşam
güneşi, Ağlayan Kaya Mağaralarıdır ama şimdi geçin bunları bir kalem. İlgi,
özlem, her şey Şilenin alabildiğine uzanan parlak kumsalına, sığ denizine.Daha
Şile'ye girmeden sola ayrılan yol başında gişeler ve görevliler "hoş geldiniz
efendim"lerle karşılıyor sizi, giriş ücreti olarak 12 liranızı alıp, otoparklı
plaj sahasına buyur ediyorlar. İlk kez geliyorsanız Tanrım bu ne kalabalık?
Yoksa burası Çin Halk Cumhuriyeti mi? Demenize neden olacak bir panorama sizi
kökten sarsıyor. Ne var ki bu kalabalıktan hiç ama hiç kimse rahatsız görünmüyor
her araç sahibi bir araçlık yer bulduğu anda mıntıkaya yerleşiyor. Bu kâh denize
uzak bir nokta veya otoparkın ta gerilerinde bir yer olabiliyor. Süratle
yayılıp, beraberlerinde getirilenler piknik sofrası hazırlanıyor. Mangallar
yakılıyor, ateşi yelleyenler, kanatları ızgaraya dizenler, yoldan alınan
ekmekler, çeşme başında yıkanmış domates, biberler, pet şişelerde sular göze ilk
çarpanlar oluyor.
Şile
Araçların yanı başında yanan mangallara, araçların üzerine konulan kamping tüp
ocaklarda katılıyor, yemek sonrası devreye girecek olan semaverler çaylar
demlenmeye başlıyor. Bagajlardan çıkarılan battaniyeler, çarşaflarla
gölgelikler yapılıyor veya gerçek çadırlar kurulup yemek sonrası rehavet
uykularına geçiliyor. Bu araçların bulunduğu kumsalın gerisindeki durum. Bir
de kıyı bandı, yani kumsalda ki yaşam var. Güneşliklerle renk cümbüşünü
andıran Şile kumsalı şemsiye denizi görünümü ile coşkulu görünümüne coşku
katıyor. Aralara serpiştirilmiş şezlonglar da var. Kumu görmenin neredeyse
imkânsızlaştığı plaj, deniz içinde yüzmekten ziyade diz boyu suda ayakta
duranlarla ilginç bir hal alıyor. 10 metre aralıklarla dizilmiş cankurtaran
kuleleri çevresinde 10 bini aşkın deniz sever, ızgara kokuları dumanları
arasında tatillerini yapıyorlar. Aslında Şile'ye gelmek öyle çok kolay
olmuyor. Sabırsız olduğu kadar sinyal verme alışkanlığı bulunmayan pazar
sürücülerinin toplu seyri ile geçilmeye çalışılan yol tüm genişletme
çalışmalarına rağmen hala gidişte ve akşam dönüşünde sorun yaratıyor.
Doğrusu buya.
Şile - İstanbul arası metro veya toplu taşıma ulaşımı daha şimdiden kaçınılmaz
gibi görünüyor. Tatil severlerin tüm amaçları bir an evvel Şileye gidip
akşam trafiğine kalmadan dönüşe geçebilmek. Şile'nin plajı bu kadar değil,
Şilenin her yeri plaj. Örneğin ben denize kumsaldan girmeyeceğim diyorsanız,
Şile kayalıkları, Şile dalgakıranı, Şileye komşu diğer koylar hepsi sizi
buyur ediyor. Özellikle Dalgakıran da güneşlenip Şile sahiline bakarak,
denize girenler nispeten daha temiz bir suda kalabalıktan uzak ücretsiz bir
deniz banyosu alabiliyorlar. Dalgakıranda yüzer restoran tekneler de var,
ekonomik boyutta balık, midye tava, ekmek arası yiyecekler yapıyorlar, süper
manzara, tekne serinliği ile yemekler yenebiliyor. Büfeler içecek
ihtiyaçlarını karşılıyor. Limanın biri "Liman" diğeri "Artane" olmak üzere
iki büyük balık restoranı da hizmet veriyor.
Şileye ilgi böylesine büyük, böylesine kalabalık olunca talepleri karşılamak
için adım başında yemek yiyecek bir yerler, seyir teraslı lokantalar kafeler
bulunabiliyor. Şimdi biz merkeze gelmeden önce sahilden ayrılıyor. Gerek
araçla gerekse yaya olarak geldiğimiz limandan yukarı tırmanıyor, Şile'nin
cıvıl cıvıl çarşısına dalıyoruz. Sağlı sollu evler, aralarda eski olup
restore edilerek makyajlanmış olanlar, dükkânlar, butikler, lokantalar,
dondurmacı, pastane, emlak ofisleri çeşitleriyle dükkânlar devam ediyor.
Dışardan baktığınızda albenisi pek belli olmayan lokanta ve kahvelerin içine
girince anlıyorsunuz özelliklerini. Birçoğu iskeleler üzerine kurulu ahşap
teraslı, balkonlu olup, yukarıdaki satırlarda cümlelerle çizmeye çalıştığım
plaj tablosunu uzaklardan seyreden manzaraya, daha doğrusu göze sığmayan
panoramaya sahip.
Ne yediğiniz pek önemli olmasa da 3 tane çöpe dizili, yanında taratorlu midye
tava, soğuk bir bira bile manzaranın keyfine varmanıza yetiyor. Gerisi size
kalmış. İster balık, ister et, ister bir küçük şarap veya soğuk bir
meşrubat, bir de patates tava. Çarşının butikleri yöreye has Şile bezi
bluzlar, etekler, geceliklerin satıldığı yerler olunca yerli yabancı
hanımların gözdesi oluveriyorlar. Şile bezi kumaş olarak Şileye yakın bir
başka köy olan Kabakoz'da dokunuyor. Yıllardan beri Pazar Şile'de kurulduğu
için köylüler dokudukları kumaşları Şile pazarına getiriyorlar. Kumaş da bu
nedenle Kabakoz bezi değil Şile bezi olarak anılıyor. Şile bezine tekrar
dönmek üzere ilçe merkezine olan yürüyüşümüze devam ediyoruz. Solumuzda
belediye devamında Mısırlı Hadice Hanım Hazretleri 1287 tarihli suyu akmayan
çeşmesi sonrasında, Şile bezi üzerine motif işleyen bir genç kız heykeli,
tek sıra araç parkı dikkat çekiyor. Pazar kalabalığından payını almak
isteyen birkaç köylü yöresel ürünleri açtıkları tezgâhlarda satmayı
beklediği görülüyor. İlçe merkezi bir tarafında yeni yapılan kocaman bir
cami, diğer tarafında İstanbul Şile arası yolcu taşıyan otobüslerin
terminali. Kalkış saatini bekleyenler ve de omuz omuza vermiş lokantalar,
dürümcüler, İskender, döner, lahmacun, pide, tavuk aklınıza gelen her şey
var olduğu fast food lokantalar. Mecburi duraklardan sayılan bu dairesel
meydan özellikle gençlerin büyük ilgisini çekiyor. Gezmeye, denize, güneşe
daha çok zaman ayırmak isteyenler, motosikletçi gruplar kasklarını
(başlıklarını) çıkardıkları gibi masalara yerleşiyor, hızlı servislerle kısa
sürede yemek problemlerini en ekonomik koşullarda hallediyorlar. Çarşının
olduğu gibi, meydanın da plaja çıkan inen yokuşları geçitleri bulunuyor.
Sonuçta her yol meydana çıkıyor, her yol plaja iniyor.
Şile Bezi
Bu yıl 19 uncusu düzenlenen uluslar arası Şile Bezi Festivali 16-23 Temmuz
tarihleri arasında yapılmış. Sevilen sanatçıların vermiş oldukları konserler,
folklor oyunları, çeşitli etkinlikler bir yana genç kızların el emeği göz nuru
dökerek işledikleri motiflerle hayat bulan bluzlar gerek festivalin gerekse
Şile'ye gelen turistlerin en çok rağbet ettikleri hediyeliklerinin başında
geliyor. Kabakozda dokunan bezler deniz suyunda yıkanıyor, biçimlenip tasarım
uygulanıyor, sonrada sempatik motifler el nakışlı işleniyor.
İşlemede kullanılan motiflerin iplikleri çamaşır ipeği, katon iplik
kullanılıyor. Bu iplikler 30 derece sıcak suda çamaşır makinesinde yıkansa bile
beze boyama yapmıyor. Şile bezi ise terletmiyor bilhassa Şile bezi gecelikle
uyuyan hanımlar huzurlu, vücut için sıhhatli ve rahat bir uyku uyuduklarını
belirtiyorlar. Halk Eğitim Merkezi kursiyeri, dernek üyesi, işletmecilik yapan
İlgin Akgün sipariş üzerine de çalışmalar yaptıklarını belirtiyor. Şile Bezi
motiflerini yozlaşmadan en güzel şekilde itina ile bezlere işlediklerini
anlatıyor. Özellikle Yoncalı Yıldız, Sevda Çiçeği, Çatlak Kahve, Yeminli Örnek,
Kartopu, Eğrelti, İncili Sarma, Gazi Sofrası, Yasemin, Hanım Yanağı, Kabak
Çiçeği gibi motifler genç kızların hünerli elleriyle buluz, elbise, geceliklerde
hayat buluyor.
Şile Deniz Feneri
Şile'nin hemen hemen her yerinden görülebilen deniz feneri 08.Ağustos.1856
tarihinde hizmete girmiş. İstanbul Boğazının en kritik yerlerinden biri olan
mevkide hizmet veren renkli taşlarla inşa edilmiş olan fener, Fransız fenerler
idaresi tarafında yapılmış Türkiye'nin en büyük feneri olma özelliğine sahip.
Denizden 60 metre yükseklikte olup 19 metre yüksekliğindeki fener kulesi
cihazıyla beraber günümüzde orijinalliği ile korunmaktadır. Şehir cereyanı ile
çalışıp ışığı 20 mil mesafeden görülebilen fener çevresinde ise günübirlik
ziyaretçilerin dinlenme parkı olarak ziyaret ettikleri Kavala Parkı bulunuyor.
Tarihçesi Şile ismi kekik olarak anılan aroması yüksek bir bitkiden almış. Halk
arasında İstanbul kekiği olarak biliniyor (Origanum Heracleoticum). Şile M.Ö.7.
yy la uzanan tarihinde Frig, Roma, Bizans, Selçuk ve Osmanlı uygarlıklarına ev
sahipliği yapmış. Bölgeye ilk yerleşenlerin Bitinler olması bölgenin Bitinye
olarak anılmasına neden olmuş. Türkler osmanlılar döneminde yerleşmeye
başlamışlar. Yöre 500 yıl Osmanlı hükümdarlığında kalmış. 1918 Mondros
antlaşması ile İngilizlere bırakılmışsa da Kurtuluş savaşı sonrası 1922 de
Şile'de tekrar Türkler egemen olmuş. Cumhuriyetin ilanı ile beraber Belediye
yapılmış. Tabiat ve kültür varlıklarının zenginliği, turistik potansiyelin
kapasitesi günümüzde de Şile gözde tatil beldelerinden biri olma özelliğini
sürdürüyor. Şileye nasıl gidilir? İstanbul-Şile arası 55 km lik asfalt yol.
Güzergâh mide bulantısına neden olacak virajlardan arınmış. Eksiklerine rağmen
birçok yeri otoyol kalitesine yakın denebilir.Bazı bölümlerde iyileştirme, yeni
şerit ilavesi gibi nedenlerle yol çalışmaları yapılıyor. Otobüs yolculuğu için
kişi başı 6,5 milyon ücret alınıyor hafta içi bir buçuk saatte Şile'den
İstanbul'a gidilebiliyor. Pazar günü için yolculuk süresini kimse bilemiyor!
Hafta içi her 20 dakikada bir otobüs kalkıyor. Pazar günleri saat 16.00 dan
sonra her 5 dakikada bir otobüs seferleri yapılıyor. Akşam dönüşüne katılan Ağva
yolcuları ile birleşen tatilciler güzergâh boyunca bazı bölümlerde beklemek
zorunda kalıyorlar. Avrupa yakasından gelenler 1. veya2. Köprüyü geçtikten sonra
Şile çıkışından saparak yön tabelaları doğrultusunda gelinebilir. Anadolu
yakasından yola çıkanlar Bostancı- Erenköy tarafından 2. köprü yoluna girerek
şile çıkışını kullanabilirler. Veya Altunizade Capitol Alış veriş Merkezinin
önünden geçip, şile sapağına kadar dönerek yola devam etmeliler. Şile
otobüslerinin kalkış noktası ise Üsküdar'da bulunuyor.