
Depremler adaları yerinden oynatınca, kimi zaman geriye sulara gömülmüş kentler kalır. Bu batık kentlerin biri de, turkuaz renkli suların sarmaladığı Kekova adasıdır. Likya uygarlığının duvarları, Akdeniz ’in içinden yitik bir masalın sözcüklerigibi size bakarlar…
Likyalılar, Anadolu tarihini kurdukları kentlerle taçlandırılır. Tlos, Xanthos, Patara, Pınara, Myra, Olympos, Arykanda, Sidyma gibi kentler yangınlardan, yağmalardan ve depremlerden geçip günümüze ulaştı.
Sıçak iskelesindeki Aperlai, Üçağız’daki Theimussa ve Kaleköy’deki Simena aynı mahallenin çocukları gibi denize bakıyorlar. Kekova adasında yapıların bir bölümü, depremlerin etkisiyle sulara gömülmüş. Bugün “Batık Kent” adıyla anılan bu kalıntılar, tarihle coğrafyanın iç içer girdiği yeryüzü cennetlerinden biri.

Batık Kent’i görmek için, Üçağız’dan ya da Kaleköy’den bir cam tekne kiralarsanız, su altındaki duvarları, merdivenleri, temelleri ve amforaları da görebilirsiniz.

Kıyıya yanaşmanın ve dalmanın yasak olduğu Batık Kent’te düş gücünüzü biraz zorlarsanız adaların dalgalara anlattığı Likya söylencelerini duyacaksınız! Kekova’nın tepesindeki kaleye tırmandığınızda, kalenin burçları arasından beyaz badanalı evleri, onbiray çiçeklerini ve adaları görebilirsiniz.